Maddeler

acı afrika ağaç agnes varda ahlak ahmet hamdi tanpınar aile akıl akıl hastanesi akrep ali alim amerika ampirizm anadolu rock anlamak anne-baba ansiklopedi antik yunan antropoloji arap aristo arzu aşk aşmak at ataol behramoğlu atilla ilhan aydınlanma aziz babam baki barış behçet necatigil bektaşi ben bergson beşiktaş biçim bilgi bilgisayar bilim bilim adamı bilinç birey bresson buda bulantı çağ cahit zarifoğlu camus can yücel cemal süreya cennet ceza chris marker christopher marlowe çin çizimlerim çok kısa öykü cumhuriyet dadaizm dağ dedem deleuze deli demokrasi descartes devlet dil divan doğa doğu-batı dostoyevski düşünme edebiyat edebiyat eleştirisi edip cansever eflatun eğitim ehli beyt einstein ekitap enel hak engels engizisyon erdem ev farabi fark farsça faust felsefe fenomenoloji feza gürsey film filmlerim fizik fotoğraf foucault frankfurt okulu futbol garip gazali goethe gülümseme gürcüce güzel haber habil ile kabil hac hakikat hallacı mansur hamlet hapisane hasan-hüseyin hat hatırlamak hayat haydar ergülen hayvan hegel heidegger hiçlik hırs hırsız hristiyanlık hukuk hümanizm husserl ibn rüşd ibn tufeyl ibrahim idam idealizm ikinci yeni iktidar iktisat inanç incil insan isa işçi ismet özel israil istanbul isyan itiraz izsürücü japonya jeanne d'arc jules verne jung kadın kafka kalp kant kapitalizm kara film karanlık kelam kent kıskançlık köle-efendi kötülük kral edip kuran kuş leibniz leonardo leyla machiavelli makine man ray marksizm matematik mecnun mehmet akif ersoy melih cevdet merhamet metafizik mevlana mevlevi mey milli mücadele mistisizm musa mustafa kemal müzik nazım hikmet ney neyzen tevfik nietzsche nobel nuh nurettin topçu odam öğrenen makine öğrenmek öğüt oktay rıfat ölüm ömer hayyam ordo nominis orhan seyfi orhon osmanlı osmanlıca öz özbilinç özgürlük öznellik painting physics polis psikanaliz psikoloji puşkin realizm religio resim richard sennett riya rönesans ropörtaj ruh saat sait faik salah birsel sanat sartre savaş şeytan sezai karakoç sezgi shakespeare şiir sinema salonu sinirbilim şirazi siyaset sokrat sömürgecilik sonsuzluk sosyalizm sovyet söz spinoza stoacılık su sun tzu sürgün tanrı tarih tarkovsky tasavvuf teknik terör tiyatro toplum toprak tora tragedya turgut uyar türk beşlisi türkiye umut unutmak uyku varoluşçuluk victor hugo yabancı yahya kemal yalnızlık yapay edebiyat yara yazar yeni türkiye sineması yıldız yoksulluk yol yunus emre yurtdışı zaman zihin

Tuesday, January 21, 2020

Riya - Kısa Öykü

-Bugün Türkiye'deki insanların en büyük sorunu nedir?
-Riya... İnsanlar çok riyakarlar. Öz babalarına karşı duydukları ilk hislerle başlıyor... Hayatları boyunca riya ve kıskançlık içinde yaşıyorlar. Tıpkı deliğine saklanmış pis bir akrep gibi.

Nuri Bilge Ayağı - Kısa Öykü

Karşılıklı oturmuşken elimde de fotoğraf makinesi vardı: "Biraz Nuri Bilge ayağındasın." deyiverdi. Bunu söylemesi gülmeme neden olmuştu. Ardından "Neden Reha Erdem değil?" diye sordum. "Bilmiyorum, aslında ikisi de iyi..." Biraz düşündükten sonra: "Aslında Yeni Türkiye sinemasından kimi söylesen olurdu." O da hakverdi, sonra tamamladım: "Biraz Nuri Bilge ayağına girsek de bir şey olmaz aslında... Bir sinema yaptı ve sevildi. Biraz benzemeye çalışalım."

Monday, January 20, 2020

Muktedirin Tragedyası

Görmez misin ki, herkes makam sahibinin önünde el pençe divan durur ve onu över. Fakat talihi dönünce, bu göbek üzerindeki ellerin parmakları, önünde iki büklüm olduklarının gözlerini oymak ister; dünkü utanç verici riyâkarlıklarının şahidinin kalmaması için.
Sadi Şirazi‬

Oğluma Ahlak Üstüne Öğütler - Fernando Savater

Ahlak felsefesi, daha doğrusu insanın düşünerek ulaştığı ahlaki yargılar için önemli bir handikap var. O da ademoğlunun bir ahlakçı kesilmesi, kendisinin dahi uygulamakta yetersiz kaldığı bu doğruların dayatma olarak algılanma ihtimali. Kitap bu handikapı bir babanın oğluna öğütleri olarak sunarak bir nebze yardımcı oluyor. Türkçede ahlak kavramı dinsel bağlamından ayrılarak düşünsel anlamda pek çalışılmadı. Türkçe bağlamında bu tartışmaya her zaman önem veriyorum. Kitapta sevdiğim feylesofların çokça ismi geçiyor ve alıntılanıyor. Kimdir onlar: Aristo, Seneca, Spinoza, Shakespeare...

Ekitap*: https://yadi.sk/i/CIY2P5pqJ89cGQ
*Ekitaplar eğitim ve tanıtım amaçlıdır.

Sunday, January 19, 2020

Foucault - Büyük Yabancı - Ekitap

Fuko büyük bir düşünür. Tezlerini edebiyat ile beslemek gibi de bir yöntemi var, edebiyatı iyi bilir. Bu kitabı, edebiyatın her zaman yabancı edebiyat olduğu, daha doğrusu edebiyat olayının bir dünya edebiyatı ve yabancılıkla ilişkili olduğu fikrini beraberinde getiriyor. Fuko aynı zamanda delilik, ahlaksızlık gibi modernist akımlarda yer edinmiş olguları da seven bir isim. Bu kitapta da edebiyatın bu yönü incelenmiş. Son bölüm benim ilgimi hiç çekmeyen Sade üzerine bir konuşma, fakat ilk söyleşi ve onu takip eden makale oldukça ilgi çekici.

Ekitap*: https://yadi.sk/i/F_Mgz8NoIjrrHQ
*Ekitaplar eğitim ve tanırım amaçlıdır.

Saturday, January 18, 2020

Ademoğlu nisyan ile, biz isyan ile…
Ezginin Günlüğü
Kendinden nefret edenin bir başkasını sevmesi imkânsızdır.
Carl Gustav Jung
Çünkü göründüğüm gibi değilim ben.
Iago

Habil ve Kent Üzerine

Kabil bir şehir inşa ederken, Habil'in sanki sadece yeryüzüne gel­miş bir hacıymış gibi hiçbir şehir kurmadığı kaydedilir. Çünkü azizlerin asıl şehri cennettedir, ama bu şehrin burada yeryüzünde adeta zaman içinde bir hac yolculuğuna çıkmış da sonsuzluk krallığını arıyormuş gi­bi dolaşan yurttaşları vardır.

Tanrı'nın Şehri - Aziz Augustine

Richard Sennett - Yabancı - Ekitap

Sennett çok önem verdiğim bir düşünür. Bu kitap benim için ilginç olabilecek iki metin barındırıyor. Birincisi, Shakespeare ve izleyen dönemlerdeki Venedik Yahudi gettosu, dolayısıyla yönetim ve kent üzerine yazılmış bir metin. Venedik Taciri ve Marlowe'un Malta Yahudisi piyeslerini okuyanlar için ilginç bir tarihsel arka plan sunmakta. İkincisi, İkincil Yaralar başlıklı ve İbrani kültür ve onun arka planındaki Grek düşüncesine ilişkin bir diğer metindir. İkincil Yara bir fenomeni kendime yöneltişimdir.

Ekitap*: https://yadi.sk/i/O7U5Yf8xAAB53g
*Ekitaplar eğitim ve tanıtım amaçlıdır.

Friday, January 17, 2020

Şekispir'den Shakespeare'e: Üstadın Anadolu macerası - BBC Türkçe

Önceleri Şekispir, Şekspir ya da Şekspiyer diye anılmaya başladıysa da 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra artık ülkemizde de Shakespeare diye biliniyordu. Onun bu topraklardaki macerası yaklaşık 140 yıl önce, Osmanlı'nın son döneminde başladı.
Shakespeare'in tiyatro yapıtlarının Osmanlı'daki ilk çevirmeni Kütahyalı Hasan Bedrettin Paşa ile arkadaşı Manastırlı Mehmet Rıfat olmuş. 1870'lerde bu ikili (İngilizce bilmedikleri için) Othello'yu Fransızcadan çevirmişler.
Ardından üstadın yapıtlarını Osmanlıcaya tercüme etmek bir 'riyaziyeci'nin aklına gelmiş. Eğitimci, matematikçi Mehmet Nâdir Bey Hamlet'ten üç bölüm seçip çevirmiş. Yine Fransızcadan ama İngilizce de biliyormuş. Bunu yaparken büyük olasılıkla Hamidiye Zırhlısı'nda hapisteymiş.
Mehmet Nâdir Hamlet çalışmasını 1881'de Hazine-i Evrak dergisinde şöyle sunmuş: "Nâmı şöhretgîr-i âfâk olan 'şekspir'in tercüme etdiğim bazı âsârı içinden birkaç söz toplayub (Hazine-i evrak)a derc buyurulmak üzere irsâl eyledim."
Nâdir Bey bununla da yetinmemiş, 1887-1888'de Shakespeare'in 42 sonesini düz yazı olarak Osmanlıcaya çevirmiş. Yine bu sıralarda başka bir Osmanlı aydını Örikağasızade Hasan Sırrı Bey (Nahit Sırrı Örik'in babası) Venedik Taciri ile Sehv-i Mudhik (Yanlışlıklar Komedisi) çevirilerini yapmaktaymış. 1884 ve 1887'de ikisi de yayımlanmış.
Verona'nın İki Asilzadeleri 1886 yılında II. Meşrutiyet yıllarında kaymakamlık yapmış olan Mihran Boyacıyan tarafından çevrilip Civelekyan Matbaasında basılmış. Boyacıyan aynı yıl Romeo ve Juliyet'i de çevirmiş.
Çeviriler yapılmış ama sahneler pek hareketli değil henüz. Bazı Shakespeare yapıtları Rum ya da Ermeni toplulukları tarafından sahnelenmiş. Örneğin 1842'de Konkordiya tiyatrosuna gelen Rum sanatçılar Romeo ve Juliette'i, Othello'yu, Hamlet'i oynamışlar.
Bu oyunlar, Gedikpaşa Tiyatrosunun ilk döneminde de temsil edilmiş. Ama Osmanlı sahnelerine adım atan Osmanlıca ilk oyunu Othello. Mihran Boyacıyan'ın İngilizceden çevirdiği Othello ‪Manzûme-i Efkâr Matbaası tarafından 1912 yılında yayımlanmış.

'Resmi' tiyatro dönemi


1914 yılında İstanbul'da Darülbedayi'nin, yani modern anlamda ilk tiyatro ve konservatuvar yapısının oluşmasıyla 'resmi' tiyatro yaşamı başlar. 1912 yılında Muhsin Ertuğrul bir Hamlet yapmıştır bile. Çevirisi, başrol oyunculuğu, yönetimi kendine ait bir Hamlet'tir bu.
Anadolu ise Othello'yu çok beğenmiştir. Darülbedayinin ilk öğrencilerinden biri, Kâmil Rıza, öteki adıyla Othello Kâmil, yıllar boyunca gezici kumpanyasıyla Anadolu'yu dolaşıp Othello oynar. Kâmil'in yorumuyla sahnelenen oyunun adı Arabın İntikamı'dır.
Nâzım Hikmet "Oyunlarım üstüne" başlıklı yazısında (Moskova, 1962) Kâmil'in seyircisi olduğu günleri şöyle anlatır: "Ankara'da 1921 kışında ahırdan bozma salaş bir tiyatroda, gaz lambalarının ışığında ve ikide bir soğuktan avuçlarıma hohlayarak Otello Kâmil'i seyrettim. Ömrümde ilk defa Şekspir'i seyrettim. Abdullah Cevdet adında bir eski Jön Türk şairi Arap ve Acem sözcükleriyle dolu bir dille büyük üstadı Türkçeye çevirmişti. Otello'yu, Hamlet'i filân okumuştum, şaşmıştım, hayran olmuştum ama pek anlamamıştım. Kâmil bir gezgin aktördü. Repertuvarında bir tek piyes vardı denilebilir. Otello'yu Papazyan üslubuyla oynadığını söylerler. Ne yazık Papazyan'ı Otello'da seyretmek nasib olmadı. Ama çırağı Kâmil'in Otello'suna bakıp ustasının ustalık kertesini kestirmek mümkün."
Gerçekten de Abdullah Cevdet Shakespeare'in tüm oyunlarını çevirmek niyetlisidir. Ama ne yazık ki çeviriler başarısızdır.

Neyzen Tevfik'in satırlarında Shakespeare

Abdullah Cevdet tercüme işine devam ettiği sırada bir gün Süleyman Nazif'e dert yanar: "Nazif, Shakespeare'i çevirme işini bitirmeden öleceğim diye korkuyorum."
Süleyman Nazif cevabı yapıştırır: "Ben de tam tersine Shakespeare'in tamamını ölmeden önce çevireceksin diye korkuyorum. Herkes Shakespeare'in eserlerini ölümsüz bilir, oysa sen Türkçeye çevirerek ölümlü olduklarını kanıtladın."
20. yüzyıl başlarında Osmanlı'nın yeni Türkiye Cumhuriyetine armağanlarından biri olan Neyzen Tevfik'in diline de düşer Shakespeare:

ŞEKSPİR:
Şekispir'in bütün asarına değil, birine
Feda imiş Britanya o hikmet efserine.
Ne muhteşem, ne derin bir mehabet-i takdir,
Yeter bu İngiliz'in ilme aşkını tasvir.
Revân eder acı sözlerle tayf-ı hikmetini,
Bu serzeniş ile sezmiş vatan muhabbetini.(1921)

"İngiltere'nin Avon deresi İrlanda denizine dökülmek için kara ağaçlar arasında aheste ve sakit akıyor; gruba doğru pembeleşen yeşil sularında dallar ve sazlarla beraber Stratfort beldesinin beyzi ve tulani pencereleri ve mızrak biçimli parmaklıkları münakis yaşar; akisler arasında birer canlı kar yığını halinde sessiz kayan beyaz kuğular vardır. İşte bu güzel akar suyun kenarına yaslanan Stratfort şehrinin Henley sokağında 1564 senesi nisanının yirmi üçüncü günü Vilyem Şekspiyer dünyaya geldi."
Bu satırlar 1934 yılında Kanaat Kütüphanesi tarafından yayımlanmış, Cenap Şahabettin'in kaleme aldığı "Vilyem Şekspiyer" adlı kitaptan. Resimli, 196 sayfa olan kitapta Türkçede ilk kez Shakespeare'in hayatı, kadınları, eserleri ahlakı gibi konular ele alınıyor.

Cumhuriyet'ten sonra Shakespeare

Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra Shakespeare kültür ve sanat dünyasının baş köşesine kurulacaktır.

1920'lerden günümüze Shakespeare'in tüm oyunları Türkçeleştirildi. Çevirmenler arasında Halide Edip Adıvar, Sabahattin Eyuboğlu, Ülkü Tamer, Can Yücel, Mina Urgan, Berna Moran gibi edebiyatımızın ünlü isimleri de var. Tüm soneleri ise Talat Sait Halman çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı. Üstadın (Venus and Adonis, Rape of Lucrece gibi) manzum öyküleri ise onları çevirecek kahramanları bekliyor.
Shakespeare'in bu topraklar üstündeki maceralarından bazıları oldukça ilgi çekici:
  • 1960'ların başında İstanbul'da Küçük Sahne'de Othello sahnelenir. Iago'yu oynayan Genco Erkal seyircilerin arasından geçerken "Allah belanı versin!" diye bağıranlar olur.
  • Türkiye ve hatta dünya sahnelerinde boy gösteren az sayıdaki kadın Hamlet'lerin başında Ayla Algan gelir. 1962 ile 1965 yılları arasında İstanbul Şehir Tiyatrolarında Muhsin Ertuğrul'un rejisiyle sahnelenen Hamlet'te hem Hamlet'i hem de Ophelia'yı oynadı.
  • 1976 yılında Metin Erksan bir Shakespeare uyarlamasını beyaz perdeye taşır. Fatma Girik'in baş rolünü oynadığı bir Hamlet filmidir "Kadın Hamlet ya da İntikam Meleği". Şatoda değil çiftlikte geçer. Film hakkında Variety dergisinde çıkan yazıda "Kadın Hamlet, 1977 Uluslararası Moskova Film Festivalinin ve 1978 Uluslararası Los Angeles Film Festivalinin en güzel, en orijinal, en sıra dışı, en eşsiz, en anlamlı, en beğenilen tek filmi" diye yazar Lester Cole.
  • Müşfik Kenter 1985-86 tiyatro sezonunda Kenter Tiyatrosunda Talat S. Halman'ın kaleme aldığı "Türk Shakespeare" adlı metni sahnede tek başına canlandırdı. "Kahramanlar ve Soytarılar" adıyla sahnelenen oyunda Müşfik Kenter hem sonelerden hem oyunlardan sahneleri hem de Türkiye'de sahnelenen Shakespeare oyunlarından anekdotları seyircilere aktarıyordu.
  • Işıl Kasapoğlu'nun 1994 yılında Trabzon Devlet Tiyatrosu'nda sahnelediği Venedik Taciri'nde ünlü Yahudi tefeci Shylock'u bir kadın oyuncu canlandırıyordu.
  • Hamlet metni hiç kesilmeden sahnelenince altı-yedi saat sürüyor. Türkiye'de bu iş bir kez yapıldı. Işıl Kasapoğlu'nun rejisiyle 1998 yılında İzmit Şehir Tiyatrolarında. Hamlet'i Tardu Flordun oynuyordu.
  • 2002 yılında Mustafa Demirci çıkardığı "Ahuzar" adlı ilahi kasetinde Shakespeare'in bir sonesini "Vazgeçtim" adıyla ilahi olarak seslendirdi.
  • 2009 yılının yaz aylarında Mersin'in Arslanköy beldesinde Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu üyesi yedi kadın, Hamlet'ten üç bölümü Hamit adıyla sahneye taşıdı. Topluluğun kurucularından Ümmiye Koçak kostüm sıkıntısına da yaratıcı çözümler bulduklarını söyledi: "Kraliçeye basmadan yapılmış elbise giydirdik. Diğer karakterler ise şalvar ve şapka giyiyor. Kullanılan taçları kartondan, kafataslarını kabaktan yaptık." The Guardian gazetesi, "Hamlet Türkiye'de feminist oldu" başlığı ile yayımladığı haberde "Hamlet'in küçük bir okul sahnesinde, kendinden geçmiş seyircilerin önünde, ve en olmayacak yerde oynandığını görmek insanı derinden etkiliyor" diye yazdı.
  • Hamlet'i Türkiye sahnelerinde tek başına oynayan aktör ise Bülent Emin Yarar oldu. 2013'de İstanbul Devlet Tiyatrosu prodüksiyonu olarak sahnelenen oyunda aktör Hamlet, Hayalet, Kral, Kraliçe, Polonius, Ophelia, Oyuncu, Lucianus, Laertes, Mezarcı rollerini tek başına canlandırdı.
  • Shakespeare'in Türkiye serüveni bir belgesele de konu oldu. Yönetmenliğini Gülşah Özdemir Koryürek'ün yaptığı, 2013'de seyirci önüne çıkan "Türkiye'de Şekspir Olmak" belgeseli ünlü yazar ve şaire Türkiye'den nasıl bakıldığını işliyor. Belgesel, 1800'lü yıllarda Osmanlı Devleti sınırlarında başlayarak günümüze kadar uzanan yolculuğun hikâyesini anlatıyor.
Shakespeare Anadolu'yu Anadolu'da Shakespeare'i çok sevdi. Nice yıllara üstat...

Thursday, January 16, 2020

Shakespeare Denklemleri - Man Ray - Poincare Enstitüsü

As You Like It
Hamlet
King Lear
Merchant of Venice
Julies Caesar
Macbeth
Julius Caesar
Much Ado About Nothing
Twelfth Night

Stoa, Akademi ve Düşünce Üzerine - Cicero

Felsefi tartışmanın nedeni ve başlangıcı doğruyu bulup öğrenme arzusu olmalıdır, Akademeia üyeleri akıllı davranarak kesin olmayan düşünceleri hemen onaylamamalıdır; zira düşünmeden varılan bir sonuçtan daha utanç verici ne vardır? Yanlış bir düşünceyi benimsemekten ya da yeterince kesin olmadığı halde ortaya atılmış bir düşünceyi ve bilgiyi hiç duraksamadan doğruymuş gibi savunmaktan daha aptalca ve akıllı birinin saygınlığının yanısıra ağırbaşlılığına da yakışmayan ne vardır?

Cicero, Tanrıların Doğası

Wednesday, January 15, 2020

Diyalektik Gazel - Atilla İlhan

büyük bir şaşaadır ölüm 
ebruli nurlarla gelir 
öyle bir yanardağdır ki öfkesi 
mutantan destur'larla gelir 

karşıtıyla yüklüdür herşey 
mutlak çözümlerden vazgeç 
tartışılmaz mükemmellikler 
ne gizli kusurlarla gelir 

sen sen ol korkma karanlıktan 
dik ışık çekirdeklerini 
çünkü en berrak sular bile 
en yağlı çamurlarla gelir 

nasıl doğmakla başlarsa ölüm 
ölmekle başlar öyle hayat 
bil ki dünyayı sarsan sıçramalar 
birikmiş şuurlarla gelir

Atilla İlhan
Suam habet fortuna rationem.
Petronius

Türkçesi: Rastlantının nedenleri vardır.

Adem'in Tragedyası

İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkûmdurlar.
Victor Hugo

Monday, January 13, 2020

Bâki’ye Gazel - Atilla İlhan

bir yerde vahim bir yanlış yapılmıştır
ne yadsımaya dilim varır
ne düzeltmeye gücüm yeter
meyyus bir papağan gibi tenhada bırakılmış
harıl harıl
içimdeki bozgunla söyleşirim

bir yaş gelir ki kadınlar
çekilir ortalıktan
esmerler birden çekimser
sarışınlar uzak
kumrallar vefasızdır
artık ne uyku ne durak
bir âfet biçerim imgelem kumaşından
müstesna bir sevgili
onunla söyleşirim
fazlasıyla edâlı
iyice rahşân
bakışları ebrûlî

serviler boşalır boşluklardan
bir mehtap karanlığına
gazelhanlar susmuş
çalgıcılar perişan
bir ben ki sabahlara kadar böyle
münzevi bir kanûnla söyleşirim

ne şair kalmış ülkede ne şiir
divanlar unutulmuş
mesneviler parça parça
ey şairlerin sultanı ey bâkî
inanılmaz kafiyeler düşürüp yıldızlardan
(mef’ûlü mefâilü)
ruhunla söyleşirim

Attila İlhan

Sunday, January 12, 2020

‪“Kim açgözlülüğe kul olursa, ondan kurtulması ancak ölümle olur.”
‪Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hacip‬
‪“İsyan, bir kölenin soyluluğudur.”‬
Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche‬

Romeo ve Juliet - Shakespeare - Ekitap

Shakespeare'in romantik tragedyası... Oyun uzun uzun incelemelere tabi tutulacak denli iyi yazılmış. Rönesansın simetri ve ölçü gibi unsurları dramatik yapı içinde kendisini gösteriyor.

Romeo'ya sürgünde felsefe yapması tavsiyesi veren rahibe cevabı çok güzel:
"Hala mı sürgün! Yere batsın felsefe
Felsefe bir Juliet yaratamadıkça,
Başka yere taşıyamadıkça bir kenti,
Bir Prens'in kararını değiştiremedikçe
Hiç yararı yok, yeter bundan sözetme!"


Ekitap*: https://yadi.sk/i/_eXBe_Ol9lU6TQ
*Ekitaplar eğitim ve tanıtım amaçlıdır.

Thursday, January 9, 2020

About Me

My photo
I am an academic researcher who uses machine learning techniques in Face Recognition, Face Biometrics, DeepFake Videos, Fake News, News Quality Assessment, Market Response to News besides I have a keen interest in genre of tragedy, drametrics, literature, linguistics, psychology and cyber-criminology.